Miyom Tedavisi; Rahimin kas dokusundan kaynaklanan, rahimde ya da rahim ağzında görülen, rahimdeki düz kaslardan gelişen, genellikle yuvarlak şekildeki ve pembe renkteki iyi huylu tümöral yapılardır.

Tümör denilince akla ilk olarak olumsuz durumlar gelir. Çünkü genellikle tümörün halk arasındaki çağrışımı kanser ile ilişkilidir. Ancak tıbbi terim olarak kullanıldığında tümör; vücuttaki iyi ve kötü huylu kitlelerin tamamına verilen addır.

Miyom Tedavisi ile ilgili birkaç bilgi verecek olursak, miyomlar;

  • Rahmin en sık görülen iyi huylu tümörüdür.
  • Uterus (rahim) içinde her yerde görülebilirler.
  • Her yüz kadından yaklaşık 20-25′inde çapı ufak ya da büyük az sayıda ya da çok sayıda, belirti veren ya da vermeyen miyomlara rastlamak mümkündür.
  • En çok 35-45 yaş grubu kadınlarda rastlanır.
  • Ergenlik ve menopoz döneminde görülme sıklığı düşer.  Doğurganlık yaşlarında miyom tanısı almış kadınların çoğu menopoza girdiklerinde hastalıklarında hızla gerileme görülür.
  • Genellikle rahimde nadiren de rahim boynunda görünürler.
  • Tüm rahimi büyütüp tek parça gibi olmalarının yanında birden çok yumrular halinde de görülebilirler.

Miyom tedavisi genellikle belirti vermezler. Çoğu kez jinekolojik muayeneler sırasında rastlantı sonucu tespit edilirler. Ancak bu büyüme ile ilgili olarak; adet kanamalarında artış, cinsel ilişki sonrasında kanama, adet arası dönemde ara kanama, sık idrara çıkma, karında büyüme ya da şişlik, adet dönemlerinde yada cinsel ilişki sırasında kuyruk sokumuna doğru ağrı, kanamalar da ki artışa bağlı olarak kansızlık gibi bulgular da verebilirler.

Miyom tedavisi, miyomlar bulundukları yerlere göre adlandırılırlar. Buna bağlı olarak 3 miyom türü karşımıza çıkar:

  1. Subseröz miyomlar: Rahmin dış tabakasında görülürler.
  2. İntramural miyom tedavisi: Rahmin orta tabakasında görülürler.
  3. Subkümöz miyomlar: rahmin iç tabakasında görülürler.

Miyom tanısı koymak zor değildir. Yukarıda saydığımız belirtilerle gelen bir hastaya yapılan muayene ve ultrason sonucunda % 99 oranında doğru şekilde tanı konulur.

Miyom Tedavisi ve tanısında kullanılan yöntemler:

  1. Ultrasonografi: Ağrısız ve acısız olan inceleme yöntemi ile karın üstünden ya da vajina içine sokulan bir prob yardımıyla, ses dalgalarının yarattığı görüntülerle, iç genital organlar değerlendirilir.
  2. Histeroskopi: Bu teloskop denilen kamera ile vajina ve rahim boynu aşılarak rahim içine girilip bu alanın incelenmesi esasına dayanır.
  3. Laparoskopi: Teleskop adı verilen boru şeklinde kameralarla karından yapılan ufak bir kesiyle karın içine girilir ve iç organlar incelenir.
  4. Histerosalpingografi: Bu ilaçlı film tekniğinde ise yine vajina yoluyla rahim ağzının hemen iç kısmına giren ince bir tüp ile verilen ilacın, rahim içinden tüpler aracılığıyla karın boşluğuna kadar yayılması görüntülenerek bu organlardaki anomaliler hakkında bilgi edinilir.

Miyom tedavisi, miyomlar sayı, büyüklük ve büyüme hızları bakımından her kadında farklılık göstermektedir. Üreme çağındaki kadınlarda görülen miyom tedavisi, cerrahi operasyonla ameliyat edilerek çıkarılırsa, bu kadınlar menopoza girinceye dek vücutlarında tekrar miyom tedavisi oluşma olasılığı her zaman vardır. Bu nedenle eğer miyomlar herhangi bir rahatsızlık vermiyorsa ya da başka olumsuzluklara sebebiyet vermiyorsa; özellikle üreme çağındaki kadınlarda ameliyatla miyomları almak yerine beklemek ya da oluşturdukları olumsuzlukları (kanama, adet düzensizliği v.b) ilaç ile tedavi etmek daha uygun olabilir. Ancak bununla birlikte her zaman için doktorun inisiyatifine göre hareket etmek daha doğru olacaktır.

Miyomların büyümesi kadınlık hormonları ( östrojen gibi ) ile ilgilidir. Buna bağlı olarak aşağıdaki yargılara varmak mümkündür:

  1. Küçük boyuttaki miyomlar menopoza girince yok olabilirler ya da küçülebilirler.
  2. Büyük boyuttaki miyomlar daha uzun vadeli sorunlar oluşturabilirler. Miyom tedavisi günümüzde yapılan çalışmalar henüz miyomların neden oluştuklarını açıklayamamaktadır. Durağan (sedanter) yaşayan ve şişman kadınlarda daha çok görülmesine karşın atletik kadınlarda daha seyrek görülmesi korunmada kas aktivesinin önemi olduğunu düşündürmektedir.