Ana Sayfa Blog

İdrar Kaçırma Çeşitleri

İdrar kaçırma çeşitleri, istek dışı, idrar yapma dürtüsü olarak ya da hiç dürtü oluşmadan, idrarın dışarı atılması idrar kaçırma çeşitleri olarak açıklanabilir. Bazı tip hastalarda idrar yapma hissi olabilecek ve tuvalete eğilim olmasına

İdrar kaçırma çeşitleri

İdrar kaçırma çeşitleri
idrar kaçırma çeşitleri

rağmen beklenen sürede tutulamayıp akıntı şeklinde dışarı idrar atılacaktır. Bazı grup hastalarda ise öksürme ile, merdiven çıkmak gibi efor sarf edilecek işlerle istem dışı idrar sızıntısı olabilecektir.

Kişiler ne zaman doktora başvurmalıdır?

• Sık tuvalet isteği varsa ve damla damla kaçırmalar yaşanıyorsa
• Eforla idrar kaçırma çeşitleri söz konusu ise ( öksürme, hapşırma, ağır eşya kaldırma vb. )
• İdrar bitmiş olmasına rağmen boşalmamışlık hissi yaşanıyorsa
• Tuvalet ihtiyacı var ve süre ayarlaması yapılamıyorsa

İdrar kaçırma çeşitleri

İdrar kaçırma tipleri nelerdir?

• Stres tipi idrar kaçırma durumu: En fazla yaşanan bayanlara özgü idrar kaçırma tipidir. Aniden yapılan hareketler tetikleyip idrar kaçırma olayı gündeme gelmektedir. Eğilip-doğrulma, gülme, öksürme, hapşırma gibi hareketler ile birlikte idrar hiç farkında olunmadan ıslaklığı ile kendini belli edecektir. Burada sayılabilecek ilk etken; pelvik tabanda bulunan kaslarda meydana gelen zayıflamadır. Buna sebep fazla doğum yapmak, aşırı kilolu olmak, genetik faktörler olduğu görülebilir. İkinci etken ise; idrar torbasını boşalmasından sorumlu olan kasların istenilen şekilde çalışmamasıdır.

İdrar kaçırma çeşitleri

Urge tipi idrar kaçırma durumu(aşırı aktif mesane): aşırı oranda tuvalet yapma güdüsü ile harekete geçip idrar yapmak için erken davranmaktır. Kaslar kendiliğinden idrarı zamanı gelmeden dışarı atacaktır. Birden idrar yapım isteği olacak ve anında boşlatılmak istenecektir.

Taşma tipi idrar kaçırma durumu: idrar torbasında kapasiteden daha fazla idrar depo edildiğinde idrar yapma mecburiyeti hissedilmeden minik miktarda idrarda kaçma olayı yaşanmaktadır. Bu tip hastalar hep idrar bitmemişlik hissi yaşayarak sık tuvalete çıkmaktadırlar. Daha çok şeker hastalarının yaşadığı bu problemde hastaların ortak sıkıntısı idrarın tamamen boşalmamışlık hissidir.

İdrar kaçırma tedavi yöntemleri nelerdir?

İdrar kaçırma çeşitleri, kaynağa ulaşmak ve esas sebebi bulup ona göre koruyucu yada tedavi edici yöntemler geliştirmek gerekir. Stres tipi idrar kaçırmanın tedavisi ameliyattır. Urge tipi idrar kaçırma ise ameliyat dışı tedavi yöntemleriyle tedavi edilir.

Histeroskopi Nasıl Yapılır?

Histeroskopi Nasıl Yapılır?

Tanısal histereskopiden öncesi hastanın gevşemesi ve rahatlatılması için bazı ilaçlar verilebilir. Eğer cerrahi histeroskopi yapılacaksa lokal veya genel anestezi yapılır. Genel anestezi yapıldığında hasta uyur.

Histeroskopi, olgu komplike değilse ofis şartlarında, komplike ve zor olgu ise ameliyathanede yapılabilir.  Genellikle adet kanamasının bitiminden hemen sonra yapılır. İşlemden önce rahim ağzının genişlemesi için bazı ilaçlar verilebilir. İşlem sırasında histeroskopu içeri sokabilmek için rahim ağzı kanalı buji dediğimiz aletlerle genişletilir.

histereskopi
histeroskopi nasıl yapılır

Öncelikle vajina ekartör ya da spekulumlarla açılarak rahim ağzı ortaya çıkarılır. Açılan rahmin içine  histereskop yerleştirilir. Rahmin içini şişirip daha net görüntüleyebilmek için rahime genellikle sıvı verilir. Ancak bu sıvının ne kadarının hastada kaldığının takip edilmesi gerekir. Sıvı fazla olursa hastada olumsuz etkilere yol açabilir. Biyopsi gerekmesi durumunda histeroskopun içinden biyopsi aleti ya da rezektoskop kullanılır.

Histeroskopi ne zaman yapılmalıdır?  

Eğer histeroskopi yapılmaya karar verildiyse adet kanamasından hemen sonra yapılması en uygun günlerdir. Ancak aşırı adet kanamasının sebepleri incelenecekse adet sırasında da histeroskopi yapılabilir.  Rahmin içinde ciddi bir enfeksiyon varsa, gebelik durumu söz konusuysa histeroskopinin yapılması uygun değildir. Ayrıca rahim kanseri veya büyük bir rahim mevcutsa yine histeroskopi uygulanması önerilmez.

Histeroskopi öncesi neler yapılmalıdır?

Hastaya ofis histereskopisi yapılacaksa kısa süreli açlık yeterlidir. Cerrahi işlemlerde ise en az 6-8 saat aç kalınmalıdır.

Histeroskopinin Riskleri Var mıdır?

Tanısal histereskopide hayatı tehdit bir durum neredeyse hiç görülmez. Çünkü çok karışık bir uygulama söz konusu değildir. Operatif histeroskopi ise biraz daha deneyim gerektirir. Bu işlem sırasında rahmin delinmesi söz konusu olabilir. Fakat bu oluşan delik genellikle kendiliğinden geçer. Operatif histeroskopi bazı durumlarda laparoskopi ile birlikte uygulanabilmektedir. Laparoskopi ile rahmin dışı izlenebilir. Bu uygulamada işlem diğerine göre daha karmaşıktır. Bu da doktorun tecrübesine bağlıdır. Nadiren de olsa görülen diğer olaylar ise;

•             Alerjik  reaksiyonlar

•             Kanda pıhtılaşma

•             Akciğerde ödem

•             Nefes darlığı

•             Vücut ısısında düşme olabilir.

Deneyimli bir doktor işlem süresini fazla uzatmayarak, içerdeki sıvı miktarını kontrol ederek bu risklerin oluşmamasını sağlayabilir.

Histeroskopi sonrası vajinal akıntıların çoğalması ve kaslardaki kramplar normaldir. Basit ağrı kesicilerle ağrılar azaltılabilir. Histereskopiden sonra cinsel ilişkiye girmemek gerekir ancak diğer bütün aktiviteler yapılabilir.

Histeroskopi sırasında genel anestezi uygulanmışsa hastanın kendine gelmesi için 1-2 saat beklemek gerekir. Bu sırada müşahede altında bulunması gerekir. Taburcu edildikten hemen sonra araba kullanılması tavsiye edilmez. Çünkü araba kullanmak dikkat gerektiren bir iştir. Ameliyat uzun sürmüşse kan elektrolitleri kontrol edilebilir ve hastanın hastanede kalması gerekebilir.

Tedavinin başarısı nedir?

Histeroskopi yapılan olgularda görülerek işlem yapıldığı için hemen her zaman başarılıdır. Bu durumlar polip, miyom alınması ve rahim perdesi açılmasıdır. Rahmin içinde çok fazla yapışıklık için yapılıyorsa bu durumda birden çok histeroskopi yapılabilir. Rahim boşluğu tam veya yeterli derecede açılabilmişse hastanın gebe kalma oranı yükselir. Rahim boşluğu yeterli derecede açılmış fakat tüp çıkışları görülemiyorsa kadının gebe kalabilmesi için tüp bebek yaptırması gereklidir.

İdrar Kaçırmada Manyetik Sandalye

İdrar kaçırmada manyetik sandalye, (Ekstrakorporal manyetik innervasyon: ExMI) Karın boşluğunun alt kısmını pelvis tabanı dediğimiz bir kas tabakası oluşturur. Bu kas tabakası karın içi organların dışarı çıkmasını engellediği gibi idrar yapma, dışkılama ve vajen fonksiyonlarını da sağlar. Kadınlarda bu kas tabakasının çeşitli nedenlerle  zayıflaması ve aşağı doğru sarkmasıyla birlikte idrar kaçırma, gaz yada büyük abdesti tutamama ve cinsel fonksiyon bozuklukları oluşur.

İdrar Kaçırmada Manyetik Sandalye

Pelvis tabanın fonksiyon bozuklukları hastanın şikayetlerine bağlı olarak ya operasyonla ya da fizik tedavi ve egzersiz gibi konservatif yöntemlerle tedavi edilir. Konservatif tedavi yöntemlerinde amaç pelvis kaslarının güçlenmesini sağlamaktır. Ayrıca, Hastanın eğitimi, konuyla ilgili bilgilendirilmesi, tedaviye uyumu ve katılımı başarıyı artırmaktadır.

manyetik sandalye
manyetik sandalye tedavisi, idrar kaçırma manyetik sandalye

Manyetik tedavi nasıl yapılır?

Ekstrakorporal manyetik innervasyon (ExMI) adı verilen manyetik dalgalarla tedavide pelvis taban kasları ve sinirleri aralıklı olarak manyetik dalgalarla uyarılmaktadır. Kaslar her manyetik dalgada kasılır ve sonrasında gevşer. Hasta tedavi süresince pelvis kaslarının kasılıp gevşediğini hisseder.

Manyetik sandalye, bu uyarı üretral ve anal sfinkter fonksiyonlarını artırır, mesane kasılmasını azaltır ve pelvik taban kaslarını güçlendirir. Hastaya diğer konservatif tedavi yöntemlerindeki gibi vajene ya da rektuma herhangi bir prob (alet) uygulanmaz. Hasta bir sandalyede 20-30 dakika süreyle elbiseleri ile oturur.  İdrar kaçırmaya, gaz ve büyük abdest kaçırmada eşlik ediyorsa bu şikayetlerde tedavi sonrasında düzelmektedir.

Manyetik sandalyenin yan etkisi var mı?

Çok yeni bir tedavi yöntemi olan manyetik sandalyenin herhangi bir yan etkisi yoktur. Haftada 2 ya da 3 kez -10 hafta uygulanmaktadır. Görevli hemşire tarafından doktorun öngördüğü şekilde uygulanır. Literatürde başarı oranları oldukça yüksektir (%60-80). Her tip idrar kaçırmada etkilidir.

Tedavide düşük ve yüksek frekanslı dalgalar kullanılmaktadır. Hasta sandalyede oturduğu süre içinde ilgili bölgede hafif bir titreşim yada dalgaların çarpma hissini duyabilir, hatta pelvik kasların kasıldığını hissedebilir. Tedavi sırasında ve sonrasında ağrı duyumaz. Tedavi biçimi hastanın şikayetine göre mutlaka hekim tarafından düzenlenmelidir.

İdrar Kaçırmada Manyetik Sandalye

Tedavi sonrası hastanın yaşamı üriner günlük, ped test, stres test ve ürodinami bulgularına göre yeniden düzenlenmelidir. Hasta pelvik ve ürogenital sistem fonksiyonları bakımından bilgilendirilmelidir. Manyetik sandalye,  tedavinin hekim tarafından öğretilen pelvik taban egzersizleriyle(Kegel) desteklenmesi başarıyı artırmaktadır.

Manyetik tedavi yalnızca inkontinansta değil, erkek ve kadının orgazm problemlerinde, cinsel fonksiyon bozukluklarında gaz ve dışkı kaçırmada, gece idrar kaçırmada, ereksiyon sorunlarında  ve prostat ameliyatları sonrası idrar kaçırmada da uygulanmaktadır.

 

 

Aşırı Aktif Mesane Tedavisi

Aşırı aktif mesane tedavisi, idrar kaçırma ile ilgili bir sendromdur. Sıklığı ülkeden ülkeye göre değişmekle birlikte ülkemizde 18 yaş üstü kadınların üçte birine yakon oranda  bu sendromla karşılaşılmaktadır. Bu durumla karşılaşan kadınlarda genellikle:

  • sık idrara çıkma,
  • gece sık idrar yapma,
  • acil idrar yapma hissi
  • acil idrar yapma hissiyle birlikte idrar kaçırma görülür.

Aşırı Aktif Mesane Tedavisi

  • İlaç tedavisi. Antikolinerjik ve antimuskarinik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçların yan etkileri ağız kuruluğu, kabızlık, göz içi basıncını artırma v

    dınların sosyal yaşantısını olumsuz etkilemekte ve hayat kalitelerini ciddi olarak düşürmektedir.

    Bu durum tedavisi zor bir durumdur. Tedavide amaç hayat kalitesinin yükseltilmesidir. Tedaviyi aşağıdakiler oluşturur.

    e kalp atışını artırmadır. Yan etkileri nedeniyle yaşlı hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

  • Fonksiyonel elektrik stimülasyonu(FES). Vajene elektrik stimülasyonu yapan ve kasılmayı uyaran bir alet yerleştirilir ve vajen etrafındaki kaslar ve mesane kasları çalıştırılır. Başarı oranı % 60-70’dir. Tedavi 2 ay süreyke haftada 2 kez yapılır.
  • Manyetik sandalye. Manyetik alan oluşturan bir koltuğa oturulur. Manyetik dalgalarla vajen kasları, mesane ve kalın barsağın son kısmı çalıştırılır. 1.5-2 ay süreyle  haftada 2- 3 kez uygulanır. Başarı oranı % 70 cıvarındadır.
aşırı aktif mesane tedavisi
aşırı aktif mesane tedavisi

Aşırı Aktif Mesane Tedavisi

  • TENS cihazlarıyla deri üstünden sinir uyarısı.
  • Vajinal östrojen tedavisi. Menopoz sonrası hastalarda olumlu etkisi vardır.
  • Nöromodülasyon. Cerrahi bir işlemdir. Bir iğneyle sakrum içindeki sinire girilip sinir uyarılır.
  • Botoks enjeksiyonu. Aşırı aktif mesane tedavisi, son seçeneklerden biridir. Mesane içine botoks enjekssiyonu yapılır. 6-8 ayda bir tekrarlanmalıdır. Azda olsa tedavi sonrası kadınların bir kısmında sonda gerekebilir.

Tedaviyi hastanın yaşı, şikayetlerin derecesi ve medikal durumuna göre seçmek gerekir. Tedaviler kombine edilebilir. Basitten karmaşığa doğru seçim yapılmalıdır.

Aşırı aktif mesane tedavisinde her geçen gün yeni yöntemler geliştirilmekle birlikte tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Aşırı aktif mesane tedavisi konusunda vermiş olduğumuz teorik bilgileri okudunuz.

Tedavi süreci konusunda hekime başvurmanız gerekmektedir. Mesane tedavisinde kullanılan yöntemler bu yazıda anlatılmıştır. Aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma konusundaki yazımıza bu linkten ulaşabilirsiniz.

Endometriozis (Çikolata Kisti) ve Tedavisi

Endometriozis endometrium (rahim iç kısmı) hücrelerinin endometrium dışında (yumurtalıklar, tüpler, karın zarı, yakınında bulunan komşu organlar) yerleşmesi ve bunun sonucunda pelvik ağrı, regl ağrıları (dismonere),cinsel ilişki sırasında ağrı ve infertiliteye (kısırlık) (%20 ranında) yol açabilen bir hastalıktır.

Rahimin iç tabakası adetle sonuçlanan döngüde her ay kalınlaşır. Bu kalınlaşmayı belirli bir süre sonunda kanama ile vücut dışarısına atılan doku oluşturur. Rahimin iç tabakasını oluşturan doku rahim iç yüzeyinin dışında herhangi bir yere yerleşmiş olduğunda adet döngüsüyle beraber tekrar kalınlaşmaya başlar ve kanama ile doku oradan uzaklaştırılmaya çalışılır. Buna endometriozis (çikolata kisti) denir.

Endometriozis (çikolata kisti) nedir?

Endometriozis (çikolata kisti) hastalığının yerleşmiş olduğu dokular vajina ile dış ortama açılabilen rahimin aksine kapalı bir sistemdir. Kanama kapalı sistem içerisine (çoğunlukla karın boşluğu, rahim bağları, karın zarı ya da yumurtalık dokusu içerisine) olmaktadır.

Düzenli aralıklar ile endometriozis odaklarında her ay oluşan iç kanama vücut tarafından yok edilme süresince bölgede enfeksiyon tarzı bir durum ve ciddi anlamda yapışıklıklar meydana gelir. Yapışıklıkların durumuna göre hastalarda çeşitli bulgu ve yakınmalar gözlenir. Buradaki iç kanama adet sırasında kaybedilen kanamadan azdır ve hayati tehdit etmezler.

Endometriozis (çikolata kisti) üreme çağına özgü bir hastalık olarak kabul edilir. Neredeyse her yaştaki kadında görülmesi olasılığı vardır. Şikâyeti olmayan ve farklı bir sebep ile değerlendirilmekte olan hastalarda da tesadüfen saptanabilir. Sık olarak çiftlerin gebe kalamaması, kronik pelvik (genital bölgede) ağrı ve yumurtalık (over)kisti nedeni ile araştırma yapılan kadınlarda tespit edilir.

Genetik faktörler endometriozis (çikolata kisti) hastalığının oluşmasını 7 kat artırır.

Oluşma Nedeni:

Rahimin içini döşeyen bu dokunun hangi yol ile rahim dışı organlara ulaşılabildiği kesin olarak anlaşılmış değildir. Bunu açıklamak için iki tür yol gösterilmektedir. Birinci yol bu dokunun göç etmesi ikinci yol ise var olan organın hücrelerinin rahim içi hücrelere dönüşmesidir. Regl kanaması sırasında kanın rahim iç tabakası ile beraber fallop tüplerinden karın içerisine taşınması yolu mantıklı görülmektedir.

Endometrioziste Evreleme:

·         Evre 1: Minimal endometriozis

·         Evre 2: Hafif endometriozis

·         Evre 3: Orta endometriozis

·         Evre 4: Şiddetli endometriozis

Endometriozis (çikolata kisti) belirtileri:

En sık şikâyet regl döneminde, cinsel ilişki sırasında ya da farklı bir zaman diliminde ortaya çıkan ağrılardır. Pelvis (alt karın) ve inguinal (kasık) bölgelerinde ağrılar mevcuttur. Ağrı kendini sadece bel ağrısı şeklinde de gösterebilmektedir.

Belirtilerin nitelikleri ve şiddetleri, hastalığın yerleşmiş olduğu bölge ve yayılma durumuna göre farklılık gösterir. Sık olarak da herhangi bir şikâyeti olmayan hasta gruplarında saptanabilen bir tür hastalıktır. Bu nedenle çoğu zaman belirti vermeyebilir.

Endometriozisin (çikolata kisti)  bulgulara yol açma sebebi her ay bulunan bölgede aynı şekilde mensturuasyon kanaması gibi kanamanın olmasıdır.

Yakınmalar kanamanın lokalize olduğu yerde doku reaksiyonuna ve kanamanın kalıntıları ile oluşan yapışıklık durumuna ve her ay düzenli ortaya çıkan kanama ile artıkların birleşerek kitle oluşturması ile ilgilidir.

Kısaca:

·         Dismenore (adet sancısı)

·         Disparenia (cinsel ilişki sırasında ağrı)

·         Kronik pelvik ağrı

·         İnfertilite (kısırlık)

Çikolata kisti

Endometriozis overlerde (yumurtalık) olduğunda kistler şeklinde gözlenir. Her regl döneminde, kist içerisine olan kanama nedeniyle çikolata kıvamında sıvı kistlerdir. Yumurtalıkta 3 cm ‘ nin üzerinde olan endometriozis kistleri çikolata kisti ya da endometriyoma olarak adlandırılır.

Endometriozis (çikolata kisti) gebe kalamama sebebiyle laparoskopi yapılan kadınlarda hafif ya da şiddetli derecelerde saptanabilir. Kronik pelvik ağrı, ilişki sırasında olan ağrılar ya da tedaviye cevap alınamayan regl sancıları (dismonere) nedeni ile değerlendirilen kadınlarda endometriozis saptanabilir.

Yumurtalık kisti nedeni ile cerrahi işlem yapılan kadınlarda cerrahi işlem sırasında çikolata kistinin saptanmasıyla endometriozis teşhisi konulabilir.

Aynı zamandan endometriozis nadir durumlarda genital bölgelere uzak kısımlarda(göz, deri v.b) vermiş olduğu semptomlarla sürpriz şekilde saptanabilir.

endometriozis
endometriozis, çikolata kisti

Tanı:

Çikolata kistinde kesin tanı Laparoskopi ile konur. Ayrıca, Ultrasonografi (USG) ve Magnetik Renozans (MR) ile tanı konulabilir. Özellikle regl sırasında pelvik muayene farklı zamanlarda yapılan muayeneye oranla teşhiste 5 kat daha fazla fayda sağlamaktadır. CA-125: 65’den düşük ise hafif derecede endometriozis, 100’den fazla ise şiddetli derecede endometriozistir.

CA-125 tümör belirtecidir. Endometriozis hastalığında kan değerlerinde yükselme ya da düşme şeklinde belli olur. Yalnız teşhis için bu değerin ölçümü gerekli değildir. Belirli durumlarda Ca-125 düzeyi artar. Bunlar;

·         Mensturuasyon (adet kanaması) sırasında

·         Gebelikte

·         Epitelyal yumurtalık kanserlerinde

·         Endometrioziste

·         Pankreatitte

·         Kronik karaciğer hastalığında

·         Pelvik inflamatuar (enfeksiyon) hastalığında

·         Adenomiyoziste

·         Miyomlarda artar

Endometriozis tedavisi

Tıbbi Tedavi:

Oral kontraseptifler (Doğum kontrol hapları) devamlı olarak verilir. Amaç hastanın mensturuasyonunun kesilmesidir (amonere). Bu sayede adet sırasında tüplerden geriye kaçış olmayacak ve endometriozis odakları kaybolacaktır. Danosol: 17 alfa etinil testesteron 600 -800 mg civarında günlük verilir (androjenik, antiprogestenik ve anti östrojenik etkisi bulunur). Gestinon danasol benzeri etki gösterir. Ayrıca bir progesteron olan Dienogestte tedavide kullanılır.

GnRh analogları hipofizde inhibisyon yaparak amenore (adetten kesilme) endometrial atrofiye (küçülme) sebep olurlar. Östrojen seviyesi azaldığı için kemik erimesi olmasın diye aynı zamanda alendronat, aktif vitamin D3 ve kalsiyum verilmesi gerekir. Pentoksifilin ise immün sistemin güçlendirilmesi amacıyla verilir.

Cerrahi Tedavi:

Evre 1 ve Evre 2 endometrioziste infertilite nedeniyle cerrahi işlem yapılmaz. İnfertilite yerine disparonia (cinsel ilişkide ağrı) ya da dismonere (adet sancısı) var ise laparoskopiyle bu lezyonlar koterize (yakma işlemi) edilir. Evre 3 te overlerdeki (yumurtalık) endometriomalar (çikolata kistleri) 4 cm den fazla ise tüp bebek için çıkartılması uygun görülmektedir.

Rektovajinal (rektum ve vajinayla ilgili) endometrioziste (Evre 4) bunların cerrahi işlem olarak kesinlikle çıkartılması gerekir. Çıkarılma sebebi ise, makata (anüs) vuran şiddetli ağrılar yapmasıdır. Kitlelerin çıkartılması ile işlem sonrası yakınmalar tekrar ortaya çıkmaz.

Korunma Yolları:

·         Doğum sonrası hastalıkta gerileme olduğu bilinir.

·         İlaç tedavileri tekrarlamayı önlemek açısından önemlidir.

·         Hastalığa ait hekimden bilgi alınması ve kontrol sırasında hasta

bilgilerinin hekime tam sunulması

·         Endometriozis nüksler şeklinde seyreder. Hastalığın tanısını alan ve gebe kalmak isteyen kadınların tedavisinin tamamlanmasının ardından gebe kalmak için girişimlere başlanması önemlidir.

·         Endometriozis tedavisi ardından gebe kalınmasını denemek uygun yaklaşımdır.

Miyom nedir? Bulguları nelerdir? Nasıl Tedavi edilir?

Miyom nedir,  rahim duvarının içinde ya da dışına doğru büyüyen iyi huylu bir tümördür. Bu tümörler kanser değildir ve miyomu olan birçok kadın bunların varlığından habersizdir. Bazı durumlarda birden çok miyom bulunur veya tek bir miyom oldukça büyür ve şikayetlere neden olur. Büyüyen miyom ultrasonografi ile kolayca saptanabilir. Yaşam kalitesini etkilemesi miyomun tedavisini gerektirir.

Miyom nedir? Bulguları nelerdir? Nasıl Tedavi edilir?

Bir kadının neden miyomu olduğu bilinmemektedir. Bazı potansiyel nedenler arasında, siyah ırktan kadınlarda miyom görülme olasılığı fazladır. Ayrıca anne ve ablada miyom varsa miyom görülme olasılığı 2 kat artmaktadır. Aşırı kilolu olmak da miyom gelişme riskini artırabilir.

Bir veya daha fazla miyom varsa adet sırasında kanama miktarı artabilir. Miyom genellikle adet miktarını ve süresini artırır. Bazı hastalarda ara kanamalarda olabilir.

miyom nedir
miyom nedir, miyom bulguları nelerdir

Miyomlar büyükse kalın bağırsak ve mesaneye baskı yapabilirler. Sık idrara çıkma, bazı hastalarda idrar yapamama ve kabızlık görülebilir. Hasta pelvisinde bası yapan bir top varmış gibi hissedebilir.

Miyom Bulguları nelerdir? 

Büyük bulgu veren miyomlar kansızlık yapabilir. Bazen kansızlık olan hastalar incelendiğinde altından miyom çıkmaktadır. Büyük miyomlar gebe kalmayı engelleyebilir, dış gebelik için bir risk oluşturur ya da düşüğe neden olabilirler. Öte yandan, birçok miyomu olan birçok kadın tamamen sağlıklı bir gebelik geçirebilir.

Miyom Nasıl Tedavi edilir?

Miyomu olan kadınların çoğunda rahatsızlık bulguları vardır ve tedavi gerektirir. Geçmişte, böyle bir tedavi agresif ve miyomlar büyükse, hemen hemen her zaman rahmin alınmasını içeriyordu. Artık daha az invaziv olan etkili tedavi stratejileri vardır. Günümüzde rahmin alınması yerine miyomlar kapalı ( laparoskopik ) yöntemle başarılı şekilde alınmaktadır.

Miyomun ilaçla tedavisi yoktur. Tedavisi ameliyattır. Ameliyatta da tercih laparoskopi olmalıdır. Menopoza yakın bazı hastalarda rahim miyomla birlikte laparoskopi ile alınabilir. Avantajı menopoza giren kadınlarda rahim olmadığı için yalnızca östrojen kullanma avantajı vardır. Rahmin olduğu durumlarda östrojen mutlaka progesteronla birlikte verilir ve progesteronun yan etkilerin yanı sıra meme üzerinde olumsuz etkisi de vardır.

Mı̇yomlar Ne Zaman Alınmalı?

Her 4 kadından biri bu sorunu yaşıyor!

Her miyom ameliyat gerektirmez!

Miyomlar ne zaman alınmalı, rahmin kas dokusundan kaynaklanan iyi huylu tümörler olarak tanımlanan miyomlar oldukça sık görülüyor. Öyle ki ülkemizde yaklaşık her 4 kadından birinde miyom tespit ediliyor. ​En sık üreme çağında olan 25-45 yaş grubundaki kadınlarda rastlanıyor.

Bunun nedeni ise üreme çağında salgılanan östrojen hormonu. Menopozla birlikte östrojenin vücuttan çekilmesiyle birlikte miyomun büyümesi duruyorqqq. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci t​oplumdaki yaygın inanışın aksine her miyomun ameliyat gerektirmediğine ve düzenli takibin yeterli geldiğine dikkat çekerek, “Eğer miyom sadece adet kanamasında artış ve ağrı gibi sorunlara yol açıyorsa bunlara yönelik tedavi yeterli oluyor.

Mı̇yomlar Ne Zaman Alınmalı?

Ancak bazı durumlar var ki miyomların mutlaka ameliyatla alınmaları büyük önem taşıyor, çünkü geç kalındığında ameliyatın şekli değişiyor, rahim alınmak zorunda kalınabiliyor” diyor. Peki, miyomlarda cerrahi tedavi ne zaman gündeme geliyor? ​ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci​miyomların ne zaman alınmaları gerektiğini anlattı, önemli uyarılarda bulundu!

Tehlike çanları ne zaman çalıyor!

Günümüzde yapılan çalışmalar miyomların oluşum nedenlerini henüz açıklayamıyor. Ancak durağan yaşayan ve şişman kadınlarda daha çok görülmesine karşın atletik kadınlarda daha seyrek ortaya çıkması, miyomlardan korunmada kas aktivitesinin önemli olduğunu düşündürüyor.

Her 100 kadından yaklaşık 25’inde çapı ufak veya büyük, az sayıda ya da çok sayıda, belirti veren veya vermeyen miyomlara rastlanıyor. ​Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci ​miyomların büyüklük ve büyüme hızları olarak her kadında farklılık gösterdiğine işaret ederek şunları söylüyor: “Öyle ki miyomlar 1-2 cm`den tüm rahmi kaplayan ve karnı dolduracak boyutlara ulaşabiliyor.

Tek parça halinde rahmi de büyütebiliyor, birden çok yumrular halinde de görülebiliyor. Miyomların yılda 1-2 cm büyümeleri normal kabul ediliyor, ancak yılda 1.5-2 kat büyürlerse, bu durum kanser (sarkom) gibi önemli bir sorunun habercisi olabiliyor” diyor.

Mı̇yomlar Ne Zaman Alınmalı?
Mı̇yomlar Ne Zaman Alınmalı?

Her miyom ameliyat gerektirmiyor

“Miyomun varlığı bir ameliyat nedeni değildir. Çünkü miyomun kansere dönüşmesi yüzde 1-1.5 gibi oldukça düşük bir olasılıktır” diyen Prof. Dr. Fuat Demirci, “Ayrıca üreme çağındaki kadınlarda cerrahi operasyonla çıkarılan miyomların menopoz dönemine dek tekrar gelişme riski oluyor.

Bu nedenle herhangi bir rahatsızlık vermiyorlarsa ya da başka olumsuzluklara yol açmıyorlarsa, özellikle üreme çağındaki kadınlarda ameliyatla miyomları almak tercih edilmiyor” diyor. ​Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci​hemen ameliyat yerine miyomu düzenli olarak takip etmenin ve kanama , adet düzensizliği gibi sorunlar oluşturduysa bunları ilaç ya da diğer yöntemlerle ortadan kaldırmanın daha doğru bir tercih olduğunu söylüyor.

Miyomlar ne zaman alınmalı?

Miyomun varlığı tedavi nedeni olmuyor. Miyomlar ancak bazı durumlar da ameliyatla alınıyor. Bunlar;

Hamileliği önlüyorsa: ​Herhangi bir başka neden olmamasına karşın miyom varsa ve hasta hamile kalamıyorsa ameliyat kararı alınıyor.

Düşüğe yol açıyorsa: ​Hasta hamile kaldığı halde düşük ya da düşükler yapıyorsa alınması gerekiyor.

Hızla büyüyorsa:​ Miyom yılda 1.5 -2 kat gibi bir hızla büyüyorsa kansere (sarkom) dönüşme riski yüksek oluyor. Bu nedenle bu risk düşünülerek ameliyat kararı alınıyor.

Adet kanamalarında ciddi artışa neden oluyorsa: ​Adet kanmalarını yaşam kalitesini düşürecek ya da kansızlık oluşturacak şekilde bozuyorsa hastanın ameliyat edilmesi gerekiyor.

Çevre organlara bası yapıyorsa:​​M​iyom büyüklüğüne ve bölgesine göre çevresindeki organlara bası yaparak bulgu veriyor. İdrar torbasına baskı oluşturması nedeniyle sık idrara çıkmaya, üretraya bası yaparak idrar torbasını boşaltamamaya, kalın bağırsağa bası yaparak kabızlığa, etraftaki sinirlere bası yaparak ağrıya neden oluyor. Bu durumlarda da ameliyat kararı alınıyor.

miyomlar ne zaman alınır
miyomlar ne zaman alınır

Miyomun 7 sinyali

Miyomlar genellikle belirti vermiyor, çoğu kez jinekolojik muayeneler sırasında rastlantı sonucu tespit ediliyorlar. Ancak büyümeyle paralel olarak çeşitli belirtiler de oluşturabiliyorlar. Bunlar;

  • ●  Adet kanamalarında artış,
  • ●  Adet arası dönemde ara kanama,
  • ●  Cinsel ilişki sonrasında kanama,
  • ●  Sık idrara çıkma ya da idrar yapmada zorluk,
  • ●  Karında büyüme veya şişlik,
  • ●  Adet dönemlerinde ya da cinsel ilişki sırasında kuyruk sokumuna doğru ağrı,
  • ●  Adet döneminde kanamalardaki artışa bağlı olarak kansızlık,
  • Kalın bağırsağın son kısmına bası yapması nedeniyle kabızlık.

Miyom ameliyatı kapalı yapılmalı!
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. FuatDemirci ​miyomlar eğer çok büyük değilse

ameliyatın laparoskopi ile kapalı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Bunun nedeni ise laparoskopinin hastaya avantajlar sağlaması. Ciltte büyük kesi olmaması, daha az ağrı, daha az kanama ve enfeksiyon riskinin daha az olmasının yanı sıra hastanın hastaneden erken taburcu olup işine erken başlaması laparoskopinin avantajlarını oluşturuyor. Ayrıca laparoskopide yapışıklık az olduğu için sonraki hamile kalmayı etkilemiyor” diyor.

Miyom ameliyatlarında rahmin alınması şart değildir !
Prof. Dr. Fuat Demirci​miyom ameliyatlarında rahmin alınmasına gerek olmadığına da dikkat

çekerek, “Günümüzde artık hasta olmayan organı kesinlikle almıyoruz. Örneğin meme kanserinde eskiden olduğu gibi tüm meme değil yalnızca kanserli bölge alınıyor. Bu bağlamda hasanın yaşından bağımsız olarak rahminin değil sadece miyomlarının alınması yeterli oluyor” diyor.

Klitoropeksi Nedir?

Klitoropeksi nedir, klitoris kadınlarda erkekteki penis karşılığı olan, uyarıldığında erektil olan, boyutları büyüyen, cinsel haz ve orgazm için gerekli bir organdır. Kanlanması ve sinirlenmesi çok yoğundur. Klitorisin üzerinde, penisin üzerindeki deriye benzer bir deri vardır. Bu deriye klitoral hood denir. Bu deri klitorisi belli belirsiz olarak örter.

Klitoropeksi Nedir?

Normalde klitoris uyarılıp erekte olunca uç kısmı açığa çıkar.   Bazı kadınlarda bu deri olması gerekenden fazladır ve şapka gibi klitoristen aşağıya doğru sarkar. Bu derinin ameliyatla alınarak normal haline getirilmesine klitoropeksi ya da  klitoral hood eksizyon adı verilir.

Klitoropeksi Tedavisi iki şekilde yapılır. Bu deri uzunlamasına kesilir ve fazlası alınıp kenarları dikilir(Şekil 1). İkincisi ise bu derinin enlemesine kesilip karşılıklı dikilir(Şekil 2). Tercih ettiğimiz metod budur. Bunun avantajı kanamanın ve klitorisin yaralanma ihtimalinin daha az olmasıdır.

Şekil 1. Uzunlamasına kesi ile klitoropeksi tedavisi

Klitoropeksi
Klitoropeksi, Klitoropeksi Nedir

Şekil 2. Enlemesine kesi ile

Klitoris

Menepozda Rahim Alınmalı Mıdır?

Menopozda rahim alınmalı mıdır?, bu üzerinde sansasyon yapılan bir konudur. Kadınlarda sık görülen bazı hastalıkların bulguları menopozda ortadan kalkmaktadır. Örneğin miyom, adenomiyom ve endometrioma (çikolata kisti) menopoz döneminde östrojen eksikliğine bağlı olarak gelişimini durdurmaktadır.

Bu hastalıklarla ilgili hastanın şikayetleri çok abartılı değilse menopozda herhangi bir girişimde bulunulmamaktadır.  Günümüzde hormon replasman tedavisi (hormon kullanımı) tekrar güncel hale gelmiştir. Östrojen hormonu kadınlarda menopozda bütün organlarda oluşan yıkımı durdurmaktadır ve östrojen yerine kullanabileceğimiz başka bir ilaç yoktur.

Bu nedenle özellikle kozmetik kaygıları olan, ateş basmaları, çarpıntıları olan, cinsel ilişki sırasında sorun yaşayan, kalp damar hastalıklarına ve osteoporoza eğilimi olan kadınlarda östrojen verilmektedir.

Menopoza yakın dönemde bazı hastalıklara yaklaşım bu açıdan değerlendirilmektedir.  Örneğin menopoza yakın bir hastada miyom, adenomiyom veya endometrioma(çikolata kisti) var ve bunlarla ilişkili şikayeti varsa, hasta menopoz sonrası hormon kullanmak istiyorsa yalnızca rahim (rahim ağzı bırakılarak da alınabilir)  ve tüpler kapalı ameliyat (laparoskopi) ile alınabilir.

Tüplerin yumurtalık kanserinde rölü olduğu saptanmıştır. Ailesini tamamlamış herhangi bir nedenle(miyom, kist v.b) ameliyat olan hastaları yumurtalık kanserinden korumak için tüpler alınmaktadır.

Hasta menopoza yakın ve menopozda bile olsa 55 yaşın altında ise yumurtalıklar bırakılır. Menopoza giren kadınlarda yumurtalıklar östrojen hormonu yapmasa bile testosteron hormonu üretmeye devam etmektedirler. Testosteron hormonun kadının iyilik haline önemli katkısı vardır.

Rahmi alınması kadına ne katkı sağlar? Kadın rahmi alındığı için hormon olarak yalnızca östrojen kullanır.

Progesterona gerek yoktur. Rahmi alınmayanlarda ise östrojen tek başına kullanılamaz ve progesteron ile birlikte kullanılmalıdır. Progesteronun meme kanseri gelişiminde rölü vardır. Tek başına östrojenin meme üzerine  benzer etkisi yoktur ve rahatlıkla kullanılabilir.

Sonuç olarak başlıktaki sorunun cevabı şudur. Kadınların menopoza yakın miyom, kist, adenomiyom şikayetleri varsa ve menopozda hormon kullanmak istiyorsa, karar rahmin alınması doğrultusunda olabilir.